Dr Tansu KÜÇÜKÖNCÜ — Türkiye Akademisini Çürüten Yaygın Akademik Sahtekarlık Yöntemleri ya da Fetoşçular Üniversiteleri Nasıl İstila Etti ?

Dr Tansu KÜÇÜKÖNCÜ —
Türkiye Akademisini Çürüten Yaygın Akademik Sahtekarlık Yöntemleri ya da
Fetoşçular Üniversiteleri Nasıl İstila Etti ya da
Üniversiteler Fetoşçulara Nasıl Teslim Edildi ?

623 yıllık imparatorluk ve sonrasında 94 yıllık cumhuriyet döneminde üniversitelerin varabildiği yer (bilim – üniversite geleneksizliği, temelsizlik, çürüme).

Bilime – öğretime – üniversitelerine sahip çıkmayan, üniversite yöneticilerinin diploma satmasına tepki göstermeyen bir toplumun hali, dünya tarihinde tek örnek.
Aynı şekilde devam ederse, çok daha kötü manzaraların ortaya çıkmasının uzun sürmeyeceğini tahmin etmek için müneccim olmak gerekmiyor.

Aralık 2009 tarihli Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun YÖK ve üniversiteler hakkındaki raporuna göre Türkiye üniversite sistemi “yağma alanı, yağmalama alanı” ve haliyle öğretim vermekten ve bilimsel araştırma yapmaktan çok uzak. Kimsenin kaale almadığı, rahatsız olmadığı, çekinmediği, ve aynı rahatlıkla aynı tas aynı hamam bildiğini okumaya devam ettiği, basının haber yapmaya pek gerek görmediği bu raporun 5.5 yıl ardından raporun “bağıra bağıra geldiğini” duyurduğu tablo.

Mustafa Şahin (rektör, Selçuk) diyor ki (Anadolu Ajansı, 26 Temmuz 2016) :
“Selçuk Üniversitesi, FETÖcü askerlerin, yargı ve emniyet mensuplarının para karşılığı yüksek lisans ve doktora eğitimi aldıkları yerler haline gelmiş. Darbe girişiminden sonra tutuklanan 1.100 asker, yargı veya emniyet mensubu, Selçuk Üniversitesi doktora mezunu veya öğrencisi ; 770’i doktorasını bitirmiş, şu anda 260’ı aktif öğrencimiz”
“Selçuk Üniversitesinde, paralel yapı tarafından yetiştirilen insanlar, devletin diğer üniversitelerine ve bu yapının diğer kurumlarına buradan gönderilmiştir.
Üniversitemizde 3.000 civarında akademisyen çalışıyor. Bu akademisyenlerin yaklaşık üçte birinin FETÖ ile bağlantılı olduğunu düşünüyoruz.”
“Selçuk Üniversitesi, paralel yapının Türkiye ve yurt dışındaki kurumlarına insan yetiştirdiği bir kurum idi.
Mevlana Üniversitesini de Selçuk’taki bu FETÖ üyesi yetiştirme çalışmalarının yedeği olarak kullandılar.”

Bilim ve Teknoloji bakanı Faruk Özlü diyor ki (5 Ağustos 2016) :
TÜBİTAK çalışanlarının en az yarısı FETÖcü – Fetoşçu ! :
“Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu’nda (TÜBİTAK) FETÖ’nün çok ciddi yapılanması var. 2011-2013 yılları arasında TÜBİTAK’a 1.707 kişi almışlar. Yani TÜBİTAK’ın 4.500 personel sayısının olduğunu düşünürseniz aşağı yukarı yarısı, 2 yılda alınmış”

Türkiye üniversitelerinde patlayan kriz, bilim tarihinde, 1.000 yıllık üniversite tarihinde tek örnek, benzeri yok.
1930’larda Almanya’daki krize benzetenler var. Fakat şöyle farklar var : Almanya, bugünkü bilimin kurucularından, bundan kaynaklanan aşırı güven var, attıkları arasında 25 Nobel ödüllü bilim insanı var. Türkiye üniversitelerinin bilime katkısı ise neredeyse sıfır, atılanlar arasında bir çok akademik sahtekar var.

Krizin temelinde 102 yıllık memur dokunulmazlığı var, akademisyenlerin dokunulmaz memur olması, ne halt ederse etsin dokunulmaması var, bilim – üniversite geleneksizliği var, hak – hukuk geleneksizliği var.

YÖK, aylardır dünya üniversitelerine ve yabancı diplomatlara FETÖ akademik yapılanmasının üniversiteleri nasıl istila ettiğini anlatan toplantılar düzenliyor, yazılar gönderiyor.

% 100 arak doktora tezlerini bile “arak değil” diyerek örtbas eden etiksiz etik kurul kararlarına, YÖK ve üniversite kararlarına göre, Türkiye üniversitelerinde akademik sahtekarlık diye bir şey yok.

Fetoşçular, 30 yıl ÖSYM’nin (soruların araklandığı ortaya çıkana kadar YÖK’e bağlıydı) tüm sınavlarının sorularını araklamışlar, askeri öğrenci seçme, kurmay subay seçme, polis seçme, juristokrat seçme sorularını araklamışlar, bu sayede girmedikleri yer kalmamış, uzman doktor adayı seçme (TUS) sorularını araklamışlar, üniversite asistanlık (araştırma görevlisi) sorularını (ALES) araklamışlar, bu sayede en az 8.500 Fetoşçu asistanın üniversitelere girdiği tahmin ediliyor, bu sayede doktoraya, tıp uzmanlığına başlatılanların sayısından bahseden yok, bu sayede doktoradan başlayıp 3-kağıt tezlerle doktora diploması verilenlerin sayısından bahseden yok.
Fetoşçuların üniversiteleri istila etmede kullan“ma”dıkları tek yöntem, tez 3-kağıtları, makale 3-kağıtları imiş, öyle diyor her 3-kağıdı örtbas eden YÖK ve üniversiteler.

***

YÖK ve üniversiteler, her türlü akademik 3-kağıdı örtbas ediyor. Attıkları Fetoşçuların % 100 arak doktora tezlerini de örtbas etti.

Çalışmaları, verileri, makalesi, tezi araklanan bile sonuç alamıyor.

Dergi, intihal – uydurma makaleyi yayından atıyor, yine sonuç alınamıyor.

Doktora tezi iptal ediliyor, yine sonuç alınamıyor.

Amerikan üniversitesince uydurma doktora diploması iptal edilen, 7 uydurma makalesi ayından atılan, Amerikan Bilimsel Etik Kurulu’nca Amerika’da çalışmasının 5 yıl yasaklandığı hem kurulun sitesinde hem Amerikan resmi gazetesinde yayınlanan Bengü Sezen Ergüden, Gebze Teknik Üniversitesi’nde çalışıyor (yardımcı doçent), doçent ve profesör yapılmak üzere.

Ege Üniversitesi, Ahmet Yıldırım, blok halde % 100 arak matematik doktora tezini yokuşa süre süre isteksizce iptal etti. Fakat Ahmet Yıldırım’ı meslekten men etmedi, istifa etmiş saydı, Ege Üniversitesi sitesinde hala “istifa edip ayrılmış yardımcı doçent” olarak gözüküyor. TÜBİTAK, Ahmet Yıldırım’a verdiği doktora sonrası yurtdışı araştırma bursunu isteksizce geri istedi : doktora sonrası araştırma bursunun koşulu doktora diplomasına sahip olmak değilmiş.
Ahmet Yıldırım, % 100 arak matematik doktora tezi ve doktora diploması iptal edildikten sonra Fetoşçuların kapatılan Gediz Üniversitesi’nde makina mühendisliği doktorasına başlatılmıştı.

3-kağıt rapor edildiğinde buharlaştırılıyor, hiç cevap verilmiyor. Üniversite yöneticisi, çalışanı, avukatı, rektörü “etik kurula göndermeye gerek yok, sorun yok, örtbas ettim” diyor. Etik kurul “bilirkişiye göndermeye gerek yok, sorun yok, örtbas ettik” diyor. 3-kağıdı yapanın yakın arkadaşlarına “sorun yok, örtbas edile” raporu hazırlatıyor. Yıllar sonra 3-kağıt ortaya çıkınca, tezin kütüphanedeki kopyası değiştiriliyor, “eski tezde sorun vardı, tez değiştirildi, yeni tezde sorun yok, örtbas ettik” deniyor.

2016’dan itibarense, “akademik teşvik düzenlemesi”, “doçentlik”, ve “yeni üniversite disiplin yasası” ile artık herşey serbest. Örtbas etmek için uğraşmalarına gerek kalmadı.

Etik kurulllara düzgün akademisyenler sokulmuyor, nadiren girebilseler bile asla çoğunluk olmalarına izin verilmiyor.

YÖK, akademik tezlerin % 50’den fazlasını gizliyor (150.000’den fazla tez).

Onbinlerce üniversite hocasının diploması var mı, tezi var mı : bilinmiyor, takip edilemiyor, YÖK ve üniversiteler engelliyor.
Yabancı 3-kağıtçı akademisyenler ve ajanlar için de üniversiteler cazibe merkezi haline gelmiş durumda.
Sayısında patlama yaşanan yabancı akademisyenlerin de ne idükleri bilinmiyor.

Konunun uzmanı akademisyenlerin ders vermesi engelleniyor.

Ne idüğü belirsiz üniversite dışından kişiler bile ders veriyor gösteriliyor. Bunlar ya derslere hiç uğramıyor ya alakasız şeyler anlatıyor. Bunlardan şikayetçi olan öğrenciler ve akademisyenler tehdit ediliyor, üzerlerine saldırılıyor.

Hiç ders görmeden lisans – yüksek lisans – doktora diplomaları veriliyor. Ardından iyi liselerinin mezunlarının yanında bile vasat kalan bunlar akademisyen yapılıyor.

Doçentlik jürilerine düzgün akademisyenler sokulmuyor (örnek : Arnavutluk’a kaçan akademik sahtekar Fetoşçu Bekir Karlık vazgeçilmez jüri üyelerindendi). Profesörlük jürileri de aynı.

Hocası olmayan yeni açılan bölümlere bile doktora programı açma izni veriliyor (örnek : kapatılan Mevlana Üniversitesi).

*

Doktora tezlerinde kullanılan en yaygın akademik sahtekarlık yöntemi : uydurma (fabrikasyon), deney – çalışma yapılmıyor, veri uyduruluyor, tezlerde veriler gösterilmiyor, verilerin kaynağı gösterilmiyor, verilere erişmek – kullanmak için gerekli izin belgeleri verilerin varlığına dair ipuçları bile bulunmuyor.
İkinci en yaygun yöntem : intihal. İntihal tezlerin çoğu aynı zamanda uydurma. Yazar ismi değiştirilerek aynen onaylanan tezler bile çok var. Aynı kişinin yüksek lisans tezi, doktora tezi olarak da onaylanıyor (örnek : Halil İbrahim Dursun, Gazi Üniversitesi, fizik), bir doktora tezi ile 3 kişiye doktora diploması veriliyor (örnek : Uludağ Üniversitesi, matematik ; aynı bölümde doçentler şu anda). Aynı kişinin ingilizce doktora tezinin Türkçe çevirisine (% 100 kopya, metin parçaları kırpılarak ve yerleri değiştirilerek) 2. doktora diploması veriliyor (Belgin Ergenç, Ege Üniversitesi, bilgisayar mühendisliği).
Uydurma ve intihal, parayla doktora tezi yazanların ve yazdıranların da en çok kullandığı yöntemler.

Tez sahtekarlıklarını öğrencilerine öğretenler, yönlendirenler : tez danışmanları, jüri üyeleri. Mucize eseri öğrencinin tezi iptal edilse bile ve danışmanın bunu öğrenciye yaptırdığı ortaya konsa bile, danışmanlara asla dokunulmuyor

Üçüncü en yaygın yöntem : doktora alanıyla alakasız içerikli tezler. Böylece doktora alanı hakkında hiç fikri olmayan kişilere doktora diploması veriliyor. Danışman ve jüri (toplam 3 veya 5 kişi), genelde hem doktora alanı hem de alakasız doktora tezi konusu hakkında hiç fikri olmayan kişilerden oluşturuluyor. Örneğin bilgisayar kelimesi içermeyen işitme engelliler – görme engelliler – zihin engelliler konusundaki o konuya dair de içi boş tezlerle bilgisayar mühendisliği doktora diploması veriliyor (Trakya Üniversitesi böyle tezlerle dolu).

Dördüncü en yaygın yöntem : başlangıçta kabul edilen tez konusu ve başlığıyla alakasız tezler. Tez jürisine bambaşka tez getiriliyor ve anında onaylanıyor (örnek WASET sahte konferansları sahibi Ebru Ardıl, yüksek lisans, Trakya Üniversitesi, bilgisayar mühendisliği). Tez jürisine % 100 intihal tez getiriliyor, tez jürisi onaylamazsa, alternatif 2. tez hazır, o da onaylanmazsa 3. alternatif tez hazır. Biri illa ki onaylanıyor.

*

Doktorası diploması sahtekarlıkları (başrol enstitü müdürlerinde) : lisanstan – yüksek lisanstan 1-2 hafta önce mezun olmuş kişilere bile doktora diploması veriliyor, sadece diploma var, gerisi ortada yok, izlerine ulaşılamıyor.

Tez olmadan doktora diploması veriliyor. Tezin varlığına dair hiçbir tez arşivinde, üniversite kütüphanesinde, üniversitede ize ulaşılamıyor, üniversite “sizi ilgilendirmez” diyor (ODTÜ’de bile örneği var, Ege Üniversitesi’nde örneği var, 1 numaralı olması gereken tez).

Doktora yaptığı bölümden 1 tek ders almadan, doktora yeterlik sınavına girmeden, doktora alanıyla alakası olmayan konuda tez vererek doktora diploması veriliyor (örnek : Özlem Uçar, Trakya Üniversitesi, bilgisayar mühendisliği).

Doktora tezi aşamasında yapılan usulsüz yatay geçişlerle doktora alanıyla alakası olmayan konuda ya da uydurma tez vererek doktora diploması vermek kolaylaştırılıyor (Trakya Üniversitesi bilgisayar mühendisliği böyle tezlerle dolu, bu yöntemi en çok kullanan danışmanlar Ahmet Mesut Razbonyalı ve Şaban Eren).

Doktorada derslere devam zorunluluğu var. Yurtdışından internet üzerinden öğretimle alınan doktora diplomaları Türkiye’de geçerli sayılmıyor, Üniversitelerarası Kurul böyle doktora diplomalarına denklik vermiyor. Buna rağmen, ders aşamasında Türkiye’ye adım atmamış kişiler, derslerden geçmiş gösteriliyor ve doktora diploması veriliyor (örnek : Canan Atalay Aktuğ, resim, Hacettepe Üniversitesi (YÖK, Hacettepe Üniversitesi’ne bu diplomayı iptal etmesini 2 kez yazmasına rağmen, Hacettepe Üniversitesi iptal etmiyor (iptal etmeyen rektör Fetoşçuluktan atıldı), YÖK üzerine gitmiyor) ; WASET sahte konferansları sahibi sahte dr/phd Cemal Ardıl, işletme, İstanbul Aydın Üniversitesi ; kızı Ebru Ardıl, elektronik mühendisliği, kapatılan Fatih Üniversitesi ; oğlu Bora Ardıl, bilgisayar mühendisliği, Okan Üniversitesi). İddianamelerde Fetoşçuların da bu yöntemi özellikle yurtdışındaki Fetoş üniversitelerinde çalışan Fetoşçulara doktora diploması sağlamak için yaygın olarak kullandığı yazıyor.

*

Makale sahtekarlıkları : uydurma, intihal gibi yöntemlere ek olarak makalelere özel yöntemler var : var olmayan dergiler – konferanslar – makaleler – yazarlar, sahte/korsan/yırtıcı/şişme dergiler – konferanslar – yayıncılar, atıf şebekeleri, hakem şebekeleri, editör şebekeleri.
2016’daki düzenlemelerle Türkiye üniversitelerinde artık herşey serbest, atıf şebekelerinin eline düşmekse mecburi.

Ücretli dergilerin 1 makale yayınlamak için aldıkları ücret 2.000 euro’ya (8.000 TL) kadar çıkabilmekte. Konferans katılım ücreti ise 500 euro’ya (2.000 TL) kadar çıkabilmekte, diğer masraflarla birlikte 1 konferans makalesinin üniversiteye maliyeti 12.000.000 TL’yi bulabilmekte.
Ücret arttıkça herşey serbest artıyor, makaleyi yayından attırmak da zorlaşıyor.

*

2014’te üretilen doktora diploması sıralamasında Türkiye 4.516 diploma ile OECD ülkeleri arasında 14. sırada imiş, 1998’de ise 2.500 diploma üretilmiş, yani 16 yılda patlama olmuş ve diploma sayısı 2’ye katlanmış. Aynı dönemde çoğu özel olmak üzere mantar gibi açılan yeni üniversitelerle üniversite sayısı da 2’ye katlanmış ve 100’den 200’e çıkmış, Temmuz 2016’da bunlardan 15 tanesi kapatıldı.

Herşey serbest “satılan doktora diploması geri alınmaz” Türkiye üniversiteleri, dünyanın her yanından kolayca doktora diploması satın almak isteyen 3-kağıtçılar ve ajanlar için uzun zamandır cazibe merkezi haline gelmiş durumda. Özellike Afganistan, yakın doğu ülkeleri, orta doğu ülkeler, ve afrika ülkeleri bürokratları, gayet rahat Türkiye üniversitelerinden satılık diploma alma peşinde koşturuyor.
Üniversitelerde patlayan krizden ders alınacak ve bu durum değişecek gibi gözükmüyor.

Batı ülkelerinde üniversite, aydınlanmaya (rönesans) ve ülkelerin ve toplumların gelişmesine öncülük ederken Türkiye üniversiteleri, ülkeyi karanlığa – bataklığa – uçuruma sürüklüyor.

*

Not. Yukarıda verilen örnekler arasında Fetoshçu olarak bilinen sadece Bekir Karlık’tır (aranıyor, Arnavutluk’a kaçtı) !
Ayrıca Ege Üniversitesi’nin % 100 arak matematik doktora tezini ve doktora diplomasını iptal etmesinin ardından Ahmet Yıldırım, Fetoşçuların kapatılan Gediz Üniversitesi’nde makina mühendisliği doktorasına başlatılmıştı !

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: